Zamanın Dili
2 temmuz cumartesi
Görsellik çağında yaşıyoruz: Romanlar bile sinemaya uyarlansın diye yazılıyor. Derin psikolojik tahlillerin yerini görsel anlatım almış.
Basiret - idrak etmek, anlamak (görmek)
Theorie - Theo: görmek
Şehadet - Şehid: Şahid olan (gören)
Görmek ile hakikati anlamak arasında bağlantı var.
- Görmek ihtiyacı herkeste belli bir seviyede vardır. İnsan neye talipse onu görmek ister. Duyumsamayı görmek tamamlar. Hakikate ulaşmada önemli bir araçtır.
Tavsiye edilen kitaplar:
- Muhayyileye Dayalı Düşünmek - Edward Murray
- Unsur-ul Belagat
- Beyan
- Ruhumuzun Heykelini Dikerken
- Bir Film Nasıl Okunur - James Monaco
İmanî yolculuk iman-I bil gayb ile başlar ve sonrasında müşahadeye açılır.
İman, insanın görmediğine inanmasıdır. Mükafatı ise, inandığını görmesidir.
Temel motivasyon hakikatin üzerindeki perdeyi sıyırmaktır. Onu herkes göremez, görülebilecek hale getirmek gerekir.
Beyan - Kitab-ı Müb'in(Kur'an)
Hakikati gösterebilmek için önce bulabilmek gerekir.
Hakikati nasıl gösterirsin?
Allah insanlara hakikati nasıl göstermiş?: Peygamberlerle. İnsana bir şey anlatmak insan üzerinden yapılır.
- insanın hayatının merkezinde hikaye vardır.
- İnsan refleks düzeyinde en çok insanla ilgilidir. Kendisi için çok şey ifade eder.
- Kelimeler düşünmenin anahtarıdır.
- Kur'an'da geçen peygamberlerin kıssalarında hakikat vardır. Hikaye ile anlatılır.
- Her şeyin temelinde hikaye vardır. İnsanın hayatının temelinde de kendi hikayesini araması vardır.
- Hatırlama iştiyakı ve hatırlanan şeylerin üzerine bir gelecek inşa etmek.
- Bir insanın en çok sevdiği hikayeler; kendi hikayesine dair bir şeyler bulduğu, ona duygusal açıdan tesir eden ve duygusal tatmini en çok yaşatan hikayelerdir. (kendi hikayesi yalnızca dünyadaki cisminin hatırlayabildikleriyle sınırlı değildir.)
- Kitap: Story - Robert McKee (Türkçe çevirisi berbat, tercihen İngilizce okunmalı.)
- Değerler aşındıkça karakterler ortadan kayboluyor. Değerleri olmayanın davası olamaz. Davası olmayanın doğru düzgün hikayesi olamaz. (Son dönemde hikayecilikteki gerileme üzerine)
- Değerler yalnızca yazdığın karakterde olmaz; yazarın adam olmasıyla ve değerlere sahip olmasıyla olur.
- İslamî anlamda baktığımızda: Bir şeyi anlatabilmek için o şey olabilmek gerekmektedir.
- Selahaddin Eyyubî'yi anlatabilmek için, Selahaddin olunamasa da Eyyubî'leşmek gerekir.
- Hikayeyi anlatmak için öncelikli olan, karakterlerdir.
- Bir karakteri anlatabilmek için o karakteri hissedebilmek gerek. Bunun için de o karakterin değerler dünyasına ait olabilmek gerek.
- Karakteri hissedebilmek fragmantal şekilde olmaz. (Sadece fetih sahnesiyle Fatih anlaşılamaz.)
Klasik Hollywood
Birth of a Nation filmi döneminde başlayan sinema dili.
- Sinema dili: Özetle o sinemanın görsel ifade kalıpları. Siren sesinin etkisi, ensesine vurunca adamın kesin bayılması, siyah giyinmeyen kanatlı ve dişi melek modeli. Örnekler çoğaltılabilir.
- Bu kuralların oluştuğu ve oluşturduğu 1950'ye kadarki dönem Klasik Hollywood dönemidir.
- İyi çok iyi, Sinir bozucu derecede iyi ve bu iyilik herhangi bir temele dayanmıyor. Kötü ise komik derecede kötü.
- İyinin aynı zamanda da saf olması gerekiyor. Sanki iyilik ve saflık birbirinden ayrılmaz bir ikiliymiş gibi. Biraz gözü açık bir adam kesinlikle kötü olmak zorunda.
- Bunun sebeplerinden biri Hristiyanlıktaki Jesus Christ algısı
- Bizdeki Hz İsa: Ahirzamanda gelip deccalin canına okuyacak olan yenilmez peygamber. Batıdaki Jesus Christ: Çarmıha gerilmiş bir zavallı.
- Bu mantıktaki sıkıntılardan biri de dualite. İyinin ve kötünün birbirini tamamlıyor olması. Bu şekilde düşünüldüğünde hiçbir şeyin değeri yok. İyilik ve kötülük birbiri için var ve birbirini tamamlıyor.
- Hakikatte kötülüğü yapmak basittir. Şer işlemek çok kolay öğrenilir. Öyle kolaydır ki nefsinden söküp atmadan unutamazsın.
- Hayır ise değerlidir. 124 bin peygamber ile Allah'ın hayrı desteklemesinin bir sebebi var.
- Batı sinemasında iyi teoride kalırken kötü ete kemiğe bürünmüş.
- Klasik Hollywood'da değer yargıları çok nettir.
Ulusal sinemalar:
Dünya görüşünün sinemaya yansıması.
- Rusların kahramansız sinema mantığı. (Filmin temelinde insan ve insanın hikayesi vardır. Bu tekil birşeydir. Bunu söküp atarsanız doğru düzgün sinemacılık yapamazsınız.)
- Zen budizminin sinemaya yansıması.
- Ulusal sinama mantığının en zayıf yönü kendi birikimlerine çok odaklanırken evrensel birikime gözlerini kapamaları. Ortada bütün insanlığa ait bir miras dururken bunun büyük bir kısmını kabul etmemeleri.
Zen budizmine dair:
Nefsi öldürme uğraşı olarak özetlenebilir. (Arzularımız acı veriyor, öyleyse onları yok etmeliyiz. Bizde bu yoktur. Nefsi terbiye etmek vardır.
Nirvana Fenafillah ile alakasızdır. (Salatalığa dönüşmek ve hakikate ulaşmak arasındaki fark)
Sonsuz değere sahip bir şeyin aldatıcı bir kopyası olduğu için sonsuz derecede çirkindir.