Belkide bu söyleşide anlatılan bazı başlıklara inanamıyacaksınız.İsterseniz meseleye şu şekilde bakarak istifade etmeye çalışalım.Hanı menkıbelerde meselenin aslına bakmazlarda anlatılmak istenen,verilen mesaj manasında faslına bakarlar ya..fakat bu söyleşide anlatılanlar tamamen gerçek olup yaşanmıştır ve hayal ürünü değildir.Yani fasıldan da ileri istifade edeceğimiz meseleler var...
"Beş yaşında iken okula gitmek istemiyorum.Evde bahaneler uyduruyorum.Ama gitmememin asıl sebebi okul yolunda karşımıza cıkacak olan kurtların beni yiyeceği korkusu.Abim...........yı ( haşa ) Allah sanırdı.Büyüklerimiz 1950 li yıllarda 40 km lik yolu 12 saatte alırlardı.Şehrimizde ilk hastane açıldığında halk hastanenin kapısından girerken ayakkabılarını eline alarak içeri girmişler" diyerek kendi özel hayatından çok değerli anektodları bizlerle paylaşan USLU nun medya ya yansımayan özel hayatıyla ilgili ayrıntılardan biri çok ilginçti.İngilizce seviyesi o derece berbattıki sözlü imtihan esnasında sorulan bir soruya ingilizce 1 manasına gelen cevabı verirken kara tahtaya VAN şehrimizin o güzelim üç harfini yazmış.Tabi bu üç harfde aynı renk tonlarını içerdiğinden ( Van kedileri gibi renklilik içermediğinden ) çok dehşetli bir karşılık almış ve arkadaşlarının yoğun ilgilerine mazhar olmuş.O nedenele yutdışına dil eğitimine giderken hiçkimse arkasından bir maşraba su dökmemiş.Sadece "sen ingilizce öğrenirsen biz kulaklarımızı keseriz" demişler.Bu ahitleşmeyi kim kazanmış derseniz ,Emre beyin kaybetmediğine şahitlik ederiz.Fakat kesik kulakları biz görmedik.
...